Hiç profesyonel değilim.
Bir şeye hissiyatla bağlanır; hayal kırıklığını taşırım. Seçimimdir, ben izin vermişimdir. Her şey ben izin verdiğim ölçüde bana yakındır. Kuyu kazamam, hırslanamam. Bilgiyi paylaşmaktan, bilmediğimi sormaktan korkmam. İnsanlarla ilişkimin temeline empatiyi koyar, nedenini sorgularım. Akıl yürütmelerim , birçok çıkarımım vardır; gel gör ki bir an gelir insanların kendi "çıkarlarının" nelere sebep olduğuna şaşar kalırım. Bilirim, işin içinden çıkamazsam olanı biteni tevekkülle karşılamak iyidir, çünkü; inançsızlığın insanı zalimleştirdiğine şahit olurum.
İnsani duygulara karşı ketum kalmak güçlü olmak değildir, güçlü olmak, senin bu duygularını ezip geçen, değer yargılarını görmezden gelen, seni sindiren zihniyete karşı gösterdiğin tavırdır ve nasıl devam edeceğine dair verdiğin karardır.
Mevkiden gelen güçten ziyade, doğru yolda olduğumu söyleyen vicdanımsa o sesin gücünü tercih ederim.
Suçluyu dışarıda aramayı sevmem, gerekçeyle bahaneyi birbirine karıştırmayı hiç istemem. İşte bu yüzden kendime yaptığım en zalim öz eleştiridir: Seçtiğim yol "yol" değilmiş; üstümde taşıdığım yaka gerçekten "beyaz" değilmiş. Şimdi yan bakalım geçen yıllarına...
Edebiyat, kitap içerikleri, şiir, deneme... Yazmaya bir yerden başlamak lazım...Bir kitaptan, bir cümleden ya da bir dizeden; bir notadan veya tanıdık gelen bir ezgiden... gerektiğinde bir 'es' vererek bir yerden başlamak lazım...
19 Mayıs 2019 Pazar
14 Nisan 2019 Pazar
Kaldığım Yerden
Geldin, oysa ben gittiğin günde kaldım.
Gittiğin gün ben kalem tutmayı bıraktım, sana yazmamak için...
Baktım yazmadan hayata tutunamıyorum,
Sonra sana tutunmayı bıraktım.
Geldin, ben çok uzun bir rüyadan uyandım.
Boyumdan büyük, yaşımdan ağır, yaşadıklarımdan daha da karmaşık,
Önce yokluğun çaresizlikti, şimdi varlığın...
Geldin, beni koca bir çelişkinin ortasında bıraktın.
Gittiğin gün ben kalem tutmayı bıraktım, sana yazmamak için...
Baktım yazmadan hayata tutunamıyorum,
Sonra sana tutunmayı bıraktım.
Geldin, ben çok uzun bir rüyadan uyandım.
Boyumdan büyük, yaşımdan ağır, yaşadıklarımdan daha da karmaşık,
Önce yokluğun çaresizlikti, şimdi varlığın...
Geldin, beni koca bir çelişkinin ortasında bıraktın.
13 Ocak 2019 Pazar
Çağrı
-ÇAĞRI-
Bazen baştan başlamaya gerek olmadığını anlarsın. Kaldığın yerden devam edebilecek cesaretin varsa bu yeter.
Tanıdık bir duygunun peşinden gidersin.
Hatırlarsın,
Kalbin bir labirentti, duvarlarına çarpa çarpa içinde sıkışıp kaldığın...
Şimdi ise tüm yolların aynı kapıya çıktığı bir yolculuk sadece:
Sana...
Ses ver bu çağrıma,
Ver elini korkma...
Bazen baştan başlamaya gerek olmadığını anlarsın. Kaldığın yerden devam edebilecek cesaretin varsa bu yeter.
Tanıdık bir duygunun peşinden gidersin.
Hatırlarsın,
Kalbin bir labirentti, duvarlarına çarpa çarpa içinde sıkışıp kaldığın...
Şimdi ise tüm yolların aynı kapıya çıktığı bir yolculuk sadece:
Sana...
Ses ver bu çağrıma,
Ver elini korkma...
18 Mart 2017 Cumartesi
Umut...
-I-
Bir anda kendimi, kendi yolumun muhasebesini yaparken
buldum. Hesap tutar mı? İlla ki tutmaz. Umuda
sarıl, hayal kırıklığıyla bırak; tekrar sarıl, tekrar bırak, daha sıkı sarıl,
sen bırakmasan da o seni bırakır… Neticeye gelince, yaşamak dediğimiz, puslu
mutlulukların ve iç çekişlerin insanı hep umulmadık anlarda yakaladığı yazık
bir hadisedir sadece.
Sıranın sana gelmemesi mümkün mü?
Okur, merakını hemen gidereyim mutlu son değil, sadece
bir son… Gittiğin yola aldanıp yüzün hep karalara dönük sanma,
Elbet deniz çıkar karşına!
Bir zamanlar işte,
Sen karşıma çıkan denizdin.
Şu dünyayı yaşanılası kılan gizdin, umut gibi…
Gördüğün gibi;
Şiirsel bir aşk benimkisi,
Çalan bir kemanın yayı kalbime dokunur,
Saçının rüzgârda uçuşu bile yeter
Sözcüklerimi buluşturur…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)