19 Ağustos 2020 Çarşamba

Aşkın Bilmem Hangi Evresi

 


İlişkinin heyecanla başladığı günler en güzel günlermiş gibi gelebilir; ancak en çok darbe de bu dönemde alınır. Çünkü, ilişki yeniyken her şey yenidir. Çevre yenidir, yollar yenidir, şarkılar yenidir; hatta dolabındaki üç-beş yıllık kazak bile sırf “O” sarıldı diye yenidir mesela… Aşk yenidir, yenidendir; hem güzeldir hem yorucu…

Garip olan şu ki sevdiğimizi söylediğimiz insana güvenemeyiz de… Sözlerinde, yaptıklarında başka başka anlamlar ararız. Adını koymaya çalıştığımız her şey bir kıskançlıkla, bir yanlış anlamayla değişebilir. Çok sert rüzgarlar esebilir, hiç hesapta yokken.

Sonuçta haklı olmak o kadar önemlidir ki, dinlemeyiz…

Haklı olmak… Çok mu önemlidir gerçekten? Haklı olmak, incitmelerin ya da incinmelerin telafisi olabilir mi?

Birine karşı haklı olmaya çalışmadığınızda aşıksınız demektir. Aşk o kadar vazgeçiştir kendinden… Kalbin karşısındakiyle uzlaşma çabasıdır ki çoğu kez karıştırılır; o kaybetme korkusunun getirdiği kabullenişlerle… Aşk bazen bu ikisi arasındaki farkı anlayamamaktır. Şansınız varsa ya vaktinde anlarsınız ya da geç kalır ayrılırsınız…

15 Ağustos 2020 Cumartesi

Yıldızın Dili

 

Yıldızlar da umudu kesmiş senden,

Yarım bir kalpten küpe kondurmuş gökyüzüne.

Bir eşi kayıp...

Çok uzun zamandır bekliyorum,

Nicedir, kendimce…

Artık dileklerimin bile sonu gelmiş olmalı ki,

“Kal” diyemiyorum gönlümce…

12 Ağustos 2020 Çarşamba

Harita

 

Şu dudağının kenarında başlayan ince tebessüm,

Ve izlediği o tek gamze…

Işıklı bir yol var ki,

Gözlerinin siyah harelerinden gelen…

“Biz” e giden yolun haritasıdır işte,

Tüm “acaba”ları “mümkün” kılan…

8 Ağustos 2020 Cumartesi

Eski Oyun

Dur bakalım,

Bir oyuncak kavgasıydı bizimkisi, ki hala paylaşamadığımız şeyler var -bence-

Onca zamandan sonra,

Bir çocuk kırılmış oyuncağına nasıl bakarsa, öyle bakıyorum sana. Oyuncağını kıran kendi olsa da...

Çocuktur, unutur -ki unuttuğu görülmemiştir-bence-


Aşk çıkmazı diyorlar...

Halbuki içinde senin olmadığın bir yol mutlaka olmalı... Yollarım sana çıkmamalı...

Umut çıkmazı...

Ben neredeyim şimdi, hangi çıkmazdayım?


Düşünmek birini,

Ve düşünülmek düşündüğün tarafından,

Karşılıklı birbirini düşünmek...

Eski bir oyun vardı hani,

Saat saat üstüne...

An

 -Sağ ol, dedi adam.

-Niçin? diye sordu kadın.

-Geldiğin için, diye yanıtladı adam.

-Sen de sağ ol, dedi kadın.


Akşamın bir vakti, kadın tam bahçe kapısından içeri girecekken bu teşekkürle -teşekküre dair sorgula-ma- son kez geriye dönüp bakmıştı. 

Kim bilir?

Belki de teşekküre hiç gerek yoktu...


(2004)

...

Bana anlattıklarına bakılırsa sen kendinden kaçar gibisin.

Sürüklenmektesin bir uçuruma onulmaz yaralarınla,

Ve yaralarına karşı umarsızsın...

Mutlu olmak istiyorsan aşkta tutarlılık arayamazsın!

Türkü

 Her türkü bir ağıttır,

'Seven'den 'sevilen'e yakılan.

Sunulmuş iki seçenek vardır...

Ve her türkünün varış noktası aynıdır:

"Ya beni de götür ya sen de gitme"

'Seven' nasıl çaresizse 'sevilen' de çaresizdir artık..

Tek çare birlikte olmaktır.

Her türkü nicedir kavuşamayan iki sevgilinin vuslatıdır aslında...    (2004)

5 Ağustos 2020 Çarşamba

Ev

İnsanın sevdiği bir ev olunca, kendisine mahsus bir hayatı da olur.”

                                                                                *Huzur-Ahmet Hamdi Tanpınar

 

Evde olmak, bir eve ait olmak, o evde kendini iyi ve güvende hissetmek… Mutlu da gelsen mutsuz da gelsen evinde olmanın verdiği o şükür duygusunu yaşamak…

Barınmak için, güvenlik için bir evi olmalı insanın. Tabi ki bu ilk öncelik! Peki sonra?

Evini sevmek hayatı sevmeyi de kolaylaştırıyor, yaşadıklarını da.

Ev o kadar kişiye özel, kendisine özgü ve o kadar kendiliğinin bir parçası ki, ev ev üstüne olmuyor…

Bazen de evin içindeki şehir kalabalığı iyi geliyor …

Eşya mı güzel yapıyor evi, yoksa senin hislerin mi?

Zamanla öğreniyor insan, en zor arayışın “ev” de olduğunu, bir de, eve ne koysan aslında ol-madığını…